DOLAR 45,2198 -0.03%
EURO 53,1628 0.43%
ALTIN 6.805,322,72
BITCOIN 3679960-0.18928%
İstanbul
°

SABAHA KALAN SÜRE

Sümer’de Belirim: Nehirler ve Toplumsal Yapı

Sümer’de Belirim: Nehirler ve Toplumsal Yapı

ABONE OL
6 Mayıs 2026 19:00
Sümer’de Belirim: Nehirler ve Toplumsal Yapı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir önceki makalede ‘İmkân, Potansiyel ve Karşılaşma’ kavramlarından bahsetmiştim. Bu makalede bu üç kavramı Sümer Medeniyeti’nin ‘Belirim’i üzerinden izah etmek niyetindeyim.

Fırat ve Dicle nehirleri, havzalarında ortaya çıkacak bütün belirimlerin imkânıydı. Bu nehirlerin havzasına gelip yerleşen Sümerler, o nehirlerden bir tarım topluluğu ve şehir medeniyeti çıkaracak potansiyele sahipti. Tabiat kendini bir imkân olarak sunmuş, bu topluluk tabiatta içkin olan güçleri ve kuvve halindeki olguları açığa çıkaracak potansiyeli harekete geçirmiş ve bu karşılaşma o vakte kadar dünyada ve bildiğimiz kadarıyla evrende şahit olunmamış belirimleri mümkün kılmıştır.

Nehirleri tarıma uygun hale getirmek için setler inşa edilmiş, bunu sulama kanalları takip etmiş ve fazla ürünü saklayabilmek için depolar belirmiştir. Bunlar tabiatta daha önce görülmemiş yapılardır. Fazla ürünü komşu şehirlerle takas etmek de gerekir. Bunun için ulaşım araçları üretilmelidir. Nehirler üzerinde yelkenli tekneler, karada tekerlekli arabaları çeken katırlar… İşte iki insan üretimi ve iki yeni belirim. Artan ticareti kayıt altına almak için ilkel yazının ve matematiğin keşfi… Bütün bunlar Mezopotamya’da Fırat ve Dicle, Mısır’da Nil, Hindistan’da Ganj ve İndus, Çin’de Sarı Nehir ve Yang-tze’nin sunduğu imkân sayesinde mümkün olmuştur. Tabiatın bu imkânına sahip olmayan coğrafya parçalarında gezinen topluluklar potansiyelleri olmadığı için değil böyle bir imkândan yoksun oldukları için henüz avcı-toplayıcı aşamasını geçememiştir.

İnşaatçılar ve çiftçilerle başlayan meslekleşme, depocular, tüccarlar, kervanları koruyan askerler, bu karmaşık yapıyı idare edecek bürokratlar ve komutanları ortaya çıkarmıştır. Astronomi bilgisine sahip olduğu için ekim ve hasat zamanlarını bildiren yani eski insana göre gökteki tanrılar (gök cisimleri) ile konuşan, onların dilini bilen rahipler ilk zamanlar bu hiyerarşinin başındaydı. Daha sonra bürokrasinin ve ordunun başındaki kral bütün gücü asası altında topladı ve uluhiyeti de kendi üzerine aldı. Böylece bu meslekler ve unvanlarla birlikte saray ve tapınak belirdi. Yasalar, dini ritüeller, ilk yazılı belgeler, edebiyat, tarih ve kısaca bir şehir medeniyetinin sahip olduğu her şey… Pusula, barut, matbaa gibi devrimsel keşiflerin icadına kadar dünya üzerinde belirim kazanmış hemen her şey Sümer’de, Mısır’da, Hint’te ve Çin’de mevcuttu. Nehirler imkân, halklar potansiyel ve karşılaşmanın neticesi olan sayısız belirim… İşte bu belirimlerin toplamına ‘Nehir Medeniyetleri Belirim’i diyorum.

Tabiatın imkânı; topluluğun potansiyeli ile karşılaşıp bir belirime dönüştüğünde, bu belirimin kendisi artık yeni bir imkândır. Medeniyetin ortaya çıktığı havzaya sonradan gelen topluluk artık tabiatın vahşi imkânı ile doğrudan karşılaşmaz, üzerinde belirmiş bulunan medeniyetin bir imkâna dönüşmüş varlığıyla yüzleşir.

Şimdi artık Sümer, Mısır, Hint ve Çin medeniyetleri bütün belirimleri ile birlikte bir imkâna dönüşmüştür. Bu medeniyetlerle karşılaşacak topluluklar potansiyelleri nispetinde bu imkânları yeni belirimlere dönüştürecekler ve şehir medeniyetleri bu şekilde yayılacaktır. Bir sonraki makalede Yunan Medeniyeti’nin ortaya çıkışını Akdeniz ve Ortadoğu’da belirim kazanmış medeniyetlere yakınlık üzerinden izah etmek niyetindeyim.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.